31 Mart 2010 Çarşamba

Niyazi Mısri Hz.




                Derviş olan âşık gerek yolunda hem sadık gerek,
                Bağrı anın yanık gerek can gözleri açık gerek.
                Alçaktan alçak yürüye toprak içinde çürüye
                Aşk ateşinde eriye altın gibi sızmak gerek.
                Zikr-i Hak-ka meşgul ola yana yana ta kül ola,
                Her kim diler makbul ola tevhide boyanmak gerek.
                Eyün kişi yol alamaz maksudunu tiz bulamaz,
                Yoğ olmayan var olamaz varını dağıtmak gerek.
                Dervişlerin en alçağı buğday içinde burçağı,
                Bu Mısri gibi balçığı her bir ayak basmak gerek.

Niyazi Mısri Hz.

AŞIK


Muhammed Masum Faruki Hazretleri
            Bela, sevenle sevgili arasında dellaldir. Güzel çağrıları ile birbirini diğerine kavuşturur. Bu dünyada kavuşmak için uğraşan, âşıktır maşuk değil. Burada ise şaşılacak bir durum var ki, arzu istek maşuktandır. Evet, asıl önce olur. Fer’i olanın her şeyi aslındandır. Fer’i bir işte kendi arzusuyla olamaz. Kendisinde olan aşk ve muhabbet de, maşuk tarafından ona bir ihsandır.

            Hadisi kutside bildirildi ki “Beni görmek isteyen iyi kullarımı, ben onlardan çok görmek isterim”.
            Âşıklar maşukunu,  daim özler, ararlar.
            Maşuklar âşıklara, âşıktan âşıktırlar.
            Fakat maşukların aşkı gizlidir ve perde arkasından olmaktadır. Örtülüdür. Herkes anlayamaz.
            Âşıkların aşkı ise perdesizdir, örtüsüzdür. Herkes görür, saklanmaz. Daima coşar ve dalgalanır. Muhabbetiyle kaynar.

Âmin Ya Rabbi bizi aşkın ve muhabbetin ile yak sana aşık kullarından eyle.

30 Mart 2010 Salı

Uyan Ey Gözlerim




Görsel: Ertuğrul Ateş
Sultan III. Murat Han bir sabah namazını kaçırmış ve kılamadığı bu sabah namazına fazlasıyla üzülmüştü. Bu üzüntü onu derin muhasebelere götürmüş, Yüceler yücesinin huzuruna çıkmadan evvel, çabuk davranarak nefsini hesaba çekmiş ve geçirdiği duygusal incinme neticesinde “Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan” adlı derin manalı bu şiiri kaleme almıştır. 



Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır, inan.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dill-u dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Semâvâtın kapuların açarlar.
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar…
Seherde kalkana hülle biçerler.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma.
Mağrur olup tac-u tahta dayanma.
Yedi iklim benim deyu güvenme.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim, Murad kulun, suçumu affet.
Suçum bağışlayub günahım ref’ et.
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
 

Muradî

DÜŞÜNÜYORLAR VE VARLAR


Düşünmek, dünyayı anlamaya çalışmakla birlikte, biraz da kendini keşfetmektir. Gerçeği keşfetmek ya da hakikati bulmak için giriştiğimiz her eylemde, yazdığımız her satırda, düşündüğümüz her anda aynı zamanda kendi dünyamıza giden bir yolculuk yaparız. “Ben” den çıkan metin sonucunda “ben” i anlamaya bir adım daha yaklaşırız.....


http://www.dusunuyoruz.biz/

FLICKR SİTESİ





Bazı resimler ve arkadaşlarımın resimleri

http://www.flickr.com/people/kepceoglu/

BİR ARKADAŞIN KİŞİSEL SİTESİ



















Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden 
yazılarını takip ettiğim her geçen gün kendini geliştiren arkadaşım

SELİM VATANDAŞ